• Dr. Zafer Akıncı

Cocugum zorluk gorunce neden kaciyor?

Neredeyse bir cok anne babadan boyle sozleri isitmisligim vardir. “Ne yapacagimi sasirdim, ovuyorum sonuc yok, kiziyorum sonuc yok, biktim artik bende, ne yapacagimi bilmiyorum,...”


Bana sorarsanız dünyanın en zor şeyi şu anda iyi çocuk yetiştirmek diyebilirim. Çünkü zamanın gereklerinin getirdiği zorluklar, hem ortamlarda gezen birbiri ile çelişen kafası karışık uzmanların konuşmaları, hem çocukların son 10 yılda yaşadıkları önemli değişimler bu süreci tetikliyor. Bence anne ve babalar çok haklılar.

Tüm uzmanların ortak görüşü “Çocuklar için belki en büyük ihtiyaç sevgi ve onaylanmadır” diyebiliriz. Onaylanma olgusu aslına bakarsanız çocuğun doğruyu yanlışı öğrenme biçimidir diyebiliriz. Onaylanma bir yönü ile öğretmendir diyebiliriz.

Yani siz çocuğunuzda hangi davranışı bilerek ya da bilmeyerek onaylarsanız çocuk o davranışı büyütmeye başlıyor. Bu konuyu başka bir yazımda ayrıntılı anlatacağım. Şimdi çocuk yetiştirmede hayati derecede önemli onaylanmanın önemli bir şekli olan konuya geçmek istiyorum.


Övgü!


Basit yapılı, 4 harften oluşan bir kelime çocuğun kişilik gelişiminde en önemli 3 unsurdan birisidir.


Övgü çok tehlikeli bir araçtır. Bir yönü ile “övgü iki ucu çok keskin bıçaktır” diyebiliriz. Gerçekten de öyledir. Yanlış kullanımında çocuğun kişiliğini bozabilirsiniz. Bu konuda çok sayıda bilimsel çalışma vardır.


Prof.Dr. Mark Lepper, “insanın en çok ihtiyaç duyduğu olgulardan birisi övgüdür” diyor. Övgü gerçekten su gibi, yemek gibi psikolojik bir ihtiyaçtır. Hatta Lepper” övgü öyle bir güçtür ki , insan övüldüğü konu ne ise onu korumaya, geliştirmeye, özellikle onunla var olmaya çalışır” diye devam ediyor.


Peki madem bu kadar önemli, madem bu kadar gerekli o zaman ben çocuğuma” oğlum çok zeki, aferin zeki oğluma, sen çok yeteneklisin kızım,...” gibi övgüler yaptığım halde neden işe yaramıyor?


Prof.Dr. Carol Dweck bu konuda tutarlı ve iyi bir cevap veriyor. Aslında Dr. Carol bu konuda övgünün anatomisini incelemek için inanılmaz bir deney yapıyor.


Prof. Carol bir grup çocuğu 3 bölüme ayırıyor. Bu 3 grup çocuğa çok garip bir şey yapıyor. Bu çocuklara 3 farklı yaklaşımda bulunuyor.


İlk grubu hiç övmüyor, ikinci grubu “çok zeki olduğunuz için bu soruları çözdünüz” diyor, üçüncü gruba ise “ bu soruları çözmek için çok çalışmış olmalısınız” diyor. Sonra bu üç grup çocuğa bir test uygulanıyor. Testte hem zor hem de kolay sorular var. Çocukların tüm tepkilerini kaydediyorlar.


Sonuç çok şaşırtıcı. Belki de şimdiye kadar bildiklerimizi unutturacak cinsten.


Hiç övülmeyen ilk gruptaki çocukların yaklaşık yarısı kolay, yarısı da zor sorular ile uğraşıp çözebilmişler. Yani bir anlamda hiç bir etkide bulunulmayan zorluklardan kaçma eğilimi %50 diyebiliriz.


İkinci grup olan zekası ve yeteneği övülen çocuklar ise, yaklaşık %70’i kolay sorulara yönelmiş ve zor sorulardan kaçmışlar. Bu kaçışın psikodinamiğinde ise “ zor soruyu çözemez isem rezil olurum” inancı yatmaktadır. Yani “ zekası övüle” bu çocukların %70’i zorluk gördüğünde kaçıyor. Hatta bu çocuklar bir süre sonra kolayı bile yapmak istemeyip kaçabiliyorlar.


Üçüncü grup olan çalışkanlığı ve çabası övülen çocuklar ise yaklaşık %90’ı zor soruları çözmüşler. Nede olsa zaten çalışkan oldukları bilindiği için zor soruları çözmek çalışmanın çok önemli bir göstergesi. Bu çocuklar genelde ileri ki yaşamlarında da bu özellikleri ile öne çıkmak istediklerinden, çok daha başarılı olabiliyorlar.


Yani, eğer çocuğunuzun şahsını tutarsız överseniz, çocuğunuzu tembel, zorluklardan kaçan, hemen hafif bir zorlukta bile sıkılıp bırakan bir çocuğa dönüştürebilirsiniz.


Bu yüzden sakın sakın çoğunuzu ırk, cinsiyet, zeka, soyadı, fiziki görünüş, maddi durum gibi çocuğunuzun gayret etmeden, uğraşmadan elde ettiği şeyleri kendisininmiş gibi bir algı oluşturacak şekilde övmeyin. Sakın “ bizim ailemize bu yakışmaz, seni kimin oğlusun, soyadımıza layık ol” gibi onun hiç ilgisi olmayan konulardan dolayı övmeyin.


Çocuğunuzun gayretini, çabasını, ilgisini, kişiliğinde gelişmesini istediğinizi özellikleri tutarlı övün. “oğlum ne kadar güzel çalışıyorsun, çok etkilendim çalışma tekniğinden, annesine yardım eden çok asil bir çocuksun sen, oyunu zamanında bırakmak gibi zor bir şeyi yapabiliyorsun ya bravo sana,...


Dikkat!


Çocuğunuzu överken çabasını övün ancak tutarlı olunuz. Şunu demek istiyorum. Çocuğunuzun beyninde kabul etmediği şeyleri övmeyin. Yoksa inandırıcılığınızı kaybedersiniz.

© 2016 by Zafer Akıncı

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon