• Dr. Zafer Akıncı

Hep o haklı!

En son güncellendiği tarih: 5 Ara 2017

İlişkide iletişim engeli: Dunning-Kruger Sendromu



Eşlerin birbirleri ile anlaşamadığı, birbirlerini anlayamadıkları durumlara tanıklık etmişsinizdir. Hemen herkesin hayatında karşıdakini anlayamadığı ya da karşıdaki kişinin sizi anlaşamadığı durumlar olmuştur. Bu durum normal diyebileceğimiz sınırlardadır. Esas problem, eşini hiç anlamayan ve anlamadığını da fark edemeyen kişinin durumudur. Aslında bilimsel olarak Dunning-Kruger sendromu diye bilinen bir fenomen bu durumu izah edebilir. Bu iletişim engeli Cornell üniversitesindeki uzmanların deneysel çalışması ile kanıtladığı ciddi bir problemdir. Kişinin kendindeki hataları görememenin bilimsel adıdır. Yani bir yönü ile kişinin kendisine karşı pozitif yargılı düşünmesidir. Yani bir yönü ile “ben haklıyım sen haksızsın, sen hatalısın” cümlelerinin psikolojik sendrom şeklidir.


Eşler arası iletişim bozukluğunda B. J. Bushman bazı deneysel çalışmalar ile biraz ileri götürüyor. Bushman “eğer sürekli haklı iseniz narsist olma ihtimaliniz yüksektir” diyor. Çünkü Bushman deneysel olarak da kanıtladığı yaklaşımında eşlerin eğer ısrarlı anlayamama durumu varsa narsizm vardır diyor. Aslına narsizm hepimizin bilmesi gereken bir bilimsel gerçektir. Çünkü anlamanın önündeki en büyük engellerdendir. Narsizm bir yönü kişinin kendinden fazla emin olduğu durumdur. Bu eminlik kişinin kendisinin hata yapabilme ihtimalini küçülttüğü için kişi genelde kendisini haklı görür. Peki, sonuç iletişim yollarının kapanmasıdır.


Yani eğer eşinizle konuşurken kendinize sürekli kendiniz haklı görüyorsanız bir daha düşünün. Çünkü narsist olabilirsiniz.


Bundan daha problemli bir durum ise narsizmin olmadığı halde eşlerden birisinin diğerini narsist zannetmesidir. Bu durumda ciddi bir karşıt önyargı oluşturuyor. Yani siz ne kadar mantıklı, akıllıca şeyler söyleyip söylemediğiniz farketmiyor. Çünkü eşiniz sizi duymuyor. İleri düzey bir önyargı ile narsist kulaklığı takıp sizin hiçbir dediğiniz anlamıyor. Eğer eşinizle tartışırken sürekli onun hatalı ve yanlış olduğunu düşünüyorsanız, yanlı negatif düşünüyor olma ihtimaliniz yüksektir. Bir daha düşünüp öyle dinleyebilirisiniz.


Ancak her ne olursa olsun çiftlerden birisinde böyle bir yargı oluşmuşsa ilişkide alarm zilleri çalmaya başlamış demektir.


Peki, bu aşamada ne yapmalı?


Böyle bir çıkarım çiftlerin arasındaki iletişimi bozan, bir tarafın kendini ifade etmesini sürekli engelleyen bir döngüye girer ancak karşı tarafa “narsistsin!” dedikten sonra “ evet, haklısın öyleyim kusura bakma” tepkisi beklemek yanlıştır. Eğer kişide gerçekten böyle bir eğilim varsa - kir bir çok kişide olmasa bile- savunma mekanizmaları devreye girer ve birçok bilişsel çarpıtma ile birlikte karşı tarafa kendini daha değersiz hissettirecek kısır bir döngü başlar. Bu aşamada öncelikle farkındalığı fazla olan ve muhtemel bu ifadeyi kullanan kişinin adım atması doğru olacaktır. Ancak bu adım karşı tarafı tahrik edip daha olumsuz tavıra götürecek bir adım değil daha ziyada sorunu baştan çözecek önemli bir adım olmalıdır.


Narsist olarak tanımlanan kişinin nasıl davranışlar sergilediğini incelersek genel anlamda;


· Kendinden başkasını düşünmeyen,

· Hep kendi istediği olsun isteyen

· Sürekli kendisini haklı görme

· Kimsenin gerçekte kendisini anlamadığına inanması ve kimseyi dinlememsi

· Empati kuramayan

· Başkalarının fikirlerini küçümseyen


Kişiler olarak ifade edilmektedir. Ancak narsist özellikler olarak tanımlanan bu durum DSM olarak adlandırılan ve ülkemizde de kullanılan tanı kriterleri kitabına göre doğru değerlendirilmelidir. Bu özelliklerin tüm insanlarda belli düzeyde olduğu bir gerçek olmakla birlikte buna kişilik bozukluğu diyebilmek için belirtilen özelliklerin çoğunu taşıyor olması gerekmektedir ki bu süreçten sonra konu ile ilgili uzmanla uzun bir danışmanlık süreci başlar. Bu nedenle günlük hayatta çiftler arasında yaşanan ve bu tanımın yapıldığı sorunları ele alacak olursak;


Çift olmak belli bir paylaşımı gerektirir. Bu durumda kişilerin kendi yapabilecekleri, fedakârlık edebilecekleri konular ile birlikte karşı taraftan ve ilişkiden ne beklediklerini tam olarak bilmeleri gerekmektedir. Kendinin ve karşısındaki kişinin tam olarak farkında olan biri için bir seçim söz konusudur. Bu da ilişkiyi bitirmek ya da bazı zorlukları göze alarak ve daha iyiye odaklanarak ilişkiyi sürdürmektir.


İlişkiyi devam ettirmek için bazı önemli gerçekleri kabul etmek gerekir. Her insan incinmeye karşı bir savunma sergilemektedir. Ancak narsistler için incinmek korkunç bir durum olduğundan savunmaları çok daha güçlüdür. Onlar için herhangi bir durumda başkasına atmak incinmenin acısından kurtulmak için başvurulan en yaygın stratejilerden biridir. Narsistin dünyasında sadece kazananlar ve kaybedenler vardır ve o hiçbir zaman kaybeden olmak istemez.


· Onu gerçekten dinleyip değer veriyor olmanız gerekir. Ancak ona değer verirken kendinizi değersiz hissediyorsanız bu bir sorundur. Çünkü özsaygı yoksunu kişilerde narsist eğilimler daha fazladır.

· Karşınızdaki kişinin geçmişinde tam olarak ne yaşadığını bilmeniz mümkün değildir. Bu nedenle onu savunmaya zorlamaktan kaçının.

· Sizin söylemlerinin onu değiştirmek için yeterli olmayacaktır. Eğer gerçekten dayanılmayacak noktada olduğunu düşünüyorsanız bir uzanmadan yardım alabilirsiniz.

· Kendi narsist yönünüzü fark edin. Size birisi hatalı ve eksik olduğunuzu söylediğinde neler hissediyorsanız narsist bir kişi bunun çok daha fazlasını hissediyordur. Empati becerinizi kullanarak karşı tarafın duygularını daha net anlayabilirisiniz.

· Onun karşısında kıyaslama yapmayın. Zihninde her zaman ideal bir model olan bir narsist için kıyaslanma en büyük tehdittir. Bunu yaparak kendinizi ondan daha da uzaklaştırırsınız.

· Duygularını ifade etmesi için daha çok duygu odaklı sorular sorarak iletişimi sürdürebilirsiniz.

© 2016 by Zafer Akıncı

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon