• Dr. Zafer Akıncı

Tam beyinli adamın hikayesi

En son güncellendiği tarih: 5 Ara 2017



Dünyanın en hızlı arabası saatte 435,31 km’lik bir hıza sahip.


İnsanların ne kadar hızla koştuklarını hiç merak ettiniz mi? İnsanlar spor yapanlar ve spor yapmayanlar olarak temelde iki tip koşma performansı gösteriyorlar. Spor yapan insanlar saatte 3-5 km hızla koşabilirler. Spor yapmayan insanlar ise saatte 1-3 km hızla koşabilirler.


Bu bilgilerin beyin fonksiyonları kullanmakla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Gerçekten çok ilişkili olduğunu, yazının ilerleyen bölümlerinde göreceğiz. Şimdi daha ilginç bir soruyla devam edelim.


Acaba bir kişi tek ayakla koşmaya çalışsa ne kadar hızlı koşabilir? En fazla saatte 300 metre, diğer bir deyişle 0,3 km koşabilir. Koşma performansı yaklaşık 10 kat düştü. Buradaki ilginç nokta dikkatinizi çekmiştir umarım. 1 ayak aslında matematiksel olarak 2 ayağın yarısıdır. Ama aldığınız sonuca bir bakarsanız 10 kat düştüğünü görürsünüz. Buna “Sinerji İlkesi” deniyor. Yani bazı şeyler için bir şeyi iki kat artırmanız sonuçları 2 kat değil 10 kat değiştirebilir.


Beynimiz için bu sinerji ilkesi çok daha aktif bir rol oynar. Yani beyin fonksiyonlarını yetersiz kullanmak, toplam performansın 10 kattan çok daha altında çıkmasına neden olur.


Roger Wolcott Sperry isimli bir bilim adamı 1981 yılında beynin sağ ve sol lob olmak üzere iki lobdan oluştuğunu ve kişinin hayatındaki etkisini bilimsel olarak ispat ederek Nobel bilim ödülü kazanmıştır. Buradaki ilginç nokta ise beynimizin iki lobunun birbirinden çok farklı işler yapıyor olmasıdır. Daha da ilginci ise; insanların ne yazık ki çok büyük bir çoğunluğu iki lobu yeterli performansta kullanamıyor. Yani siz şu an bu dizeleri okurken beyninizin sadece bir lobunu baskın olarak kullanabiliyorsunuz.


Kritik soru şu. Siz başarılı mısınız, neler başardınız, zeki misiniz, hafızanız iyi midir, dikkatiniz nasıldır? Cevap; şu an neredeyseniz, ne yaptıysanız, neler başardıysanız yüksek ihtimalle beyninizin bir lobunu, yeterli olmayan bir performansla kullanarak başardınız. Aslında elinizde mükemmel bir araba var. Araba saate 435 km hız yapabiliyor. Siz bu araba ile arabanın özelliklerini bilmediğiniz için saatte 3 km hızla gidiyorsunuz.


Yani biz şu an ne yaptıysak yüksek ihtimalle yarım beyinle yaptık. Ya tam beynimizi kullanabilseydik ne olurdu?


Peki, beyninizin loblarını daha etkin kullanıyor olsaydınız nasıl olurdu? Hiç düşündünüz mü? Şu anki başarılarınız, bulunduğunuz maddi manevi şartları 10 kat daha iyi yapabilseydiniz nasıl olurdu?


Hatta tam da bu dediğimi anlatan “Limitsiz” isimli şahane bir filmde var.


Şimdi birde olaya eğitim açısından bakalım. Sizce çocuklarımız beyinlerinin ne kadarını kullanıyorlar? Yaşı 35 ve üzeri olanlar teknolojinin yıkıcı taraflarına maruz kalmadan büyüdüler. Şu an tüm bilimsel çalışmalar yüksek teknolojinin hayatın içerisinde yoğun kullanımın beyin fonksiyonlarında anlamlı bir oranda zarar verdiğini kanıtlıyor.


Peki çocuklarımızın büyük bir kısmının derslerde yeterince başarılı olamamasının gerçek sebebi ne dersiniz? Ne yazık ki beyin fonksiyonlarının yetersiz kullanılması!


Son dönemlerde ABD’li uzman Nicholas Carr, California Üniversitesi’nde yapılan bir beyin araştırmasının, “yüzeysel okuma, telaşlı düşünme ve üstünkörü öğrenme”ye bağlı olarak beynin yapısında olumsuz değişikliğe yol açtığını, internet başında geçirdiğimiz zamanın, beynin yapısını bozarak, düşünme ve öğrenme kabiliyetine zarar verdiğini kanıtlayan bir makale yayımladı. Bu konu son yıllarda belki en çok araştırılan konulardan birisidir.


Amerikan Columbia, Madison Wisconsin ve Harvard Üniversitesi araştırmacıları, birlikte yayımladıkları raporda, insanların internette kolay arama seçenekleri yüzünden hafızalarına daha az ihtiyaç duyduklarını saptadı. Hatta insanlar internete 3 harf yazınca “bunu mu demek istediniz” diye bir yazı çıkıyor. Yani artık araştırılacak kelimeyi bile hafızanızda tutmanıza gerek kalmadı. Bu durum o kadar kötü bir noktaya ulaştı ki.


İnsan beyni artık bilgiyi hafızaya yüklemek yerine nerede bulabileceğine odaklanıyor ve bilgi yerine, bilgi kaynaklarını aklında tutuyor. Dolayısıyla insanlar interneti bir nevi harici bellek olarak kullanıyor. Hatta bu konuda bir bellek tarifi bile oluşturuldu. Psikolog Daniel Wegner’in “Transaktif bellek” diye tarif ettiği tanım tam olarak bu durumu anlatıyor.


Beyin fonksiyonlarında oluşan bu tür yıkımı düzeltmenin yolları üzerine, son yıllarda yurt dışında çok fazla bilimsel çalışmalar yapılmaktadır.


Ülkemizde ise bilimselliği kanıtlanmış bir yöntem var. Çocuklarda ve yetişkinlerde beyin fonksiyonlarının kullanım düzeyini artıran bir yöntem. Şu an konumuz bu olmadığı için ayrıntılı anlatmıyorum.


Bilimsel olarak kişilerin beyin potansiyellerini artırmanın yolları olduğu kanıtlandı.


Bir de tabi ki bazı önerilerim var. Hazırsanız başlıyorum.

1- Her gün en az 1 telefon numarası ezberleyin.

2- İşe gittiğiniz yolu haftada en az 3 kere değiştirin. Tahmini yollar keşfetmeye çalışın.

3- Gazetenin bir yazısını haftada en az 3 kez aynadan tersten okumaya çalışın

4- Gingobloba diye bir çay için, günde iki kez ve şekersiz.

5- Elbise giyme sıranızı değiştirin. Önce gömlek değil de pantolon gibi.

6- İki elinizle aynı anda başka bir resim çizmeye çalışın. Yani sağ elinizle adam çizerken, sol elinizle ev çizmek gibi. En önemlisi resmin güzel olmasına bakmayın ve ikisini aynı anda yapın.

7- Haftada iki yeni hikaye ezberlemeye çalışın. Bu arada küçük, özlü hikayelerin olduğu kitaplar olabilir.

© 2016 by Zafer Akıncı

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Instagram Social Icon